09 Şubat 2010 Salı

everybody loves ruhi!

mavi-yeşil noktacıklar aslında, hiç durmadan bakılan ama dokunul(a)mayan,
kaçmasın diye susulan,
susmasın diye konuşulan,
konuşuldukça kaybolan
kayboldukça daha çok istenen
istedikçe daha çok elde edilemeyen,
ama elde etmek istenen
istediğinden çok da emin olunamayan,
karışan, karışan, karmaşıklaşan...

e hani gerçek dünyada bile olmayan noktacıklardı
noldu da bu kadar karıştı işler=)

07 Şubat 2010 Pazar

There's nothing wrong with the Blueberry Pie, just people make other choices. You can't blame the Blueberry Pie, it's just... no one wants it. - My Blueberry Nights

30 Ocak 2010 Cumartesi

Bu blog 2 yılı devirdi!

koşuşturmaktan atlamışım,

18 ocakta bloğum 2 yılını bitirip 3'ye adım atmış,

Hala sıkılmadım ara ara kendisine bişeyler karalamaktan,
artık görsel bulmaya üşeniyorum itiraf etmek gerekirse, eskiden daha özenliydim, daha renkli bir blogdu burası=)

daha gidecek ne kadar yolumuz var bakalım
=)

25 Ocak 2010 Pazartesi

alıntı*

burası_farkındayım_bir sevgi sözcükleri bloğuna dönmek üzere
ama çalışan ama işsiz bir insanım (oldukca ilginc bi durum kabul=)
okulum yeni bitti
hava çirkin
yapacak bişey yok...

Şu hayatta her şey sevgi, yemin ederim öyle, evrenin sırrı-mırrı denilen şey de bu, sevilen her varlık güzelleşiyor, akıllı hale geliyor, parlıyor, parıldıyor, ışıldıyor, gözleri bir başka bakıyor; sevilmeyen herkes de insan, hayvan hiç fark etmiyor Charlie’ye dönüyor, rengi soluyor, saçları matlaşıyor, aksi, saldırgan, ısırgan bir şey oluyor.
Her gün hepimizin belli bir miktar okşanması gerekiyor.
Birilerinin bize ve bizim birilerine sarılmamız gerekiyor.
Bizi seven bir başkasının sıcaklığını hissetmemiz gerekiyor.
Yoksa...
İyi olmuyor.
Hatta çok kötü oluyor.


A.A - 25 Ocak 2010 - Hürriyet

23 Ocak 2010 Cumartesi

"o" an

kadınların aşık olduğu "o an"
o an bence özgüvenlerinin sıfırlandıgı an.
ergenlige geri dönüş anı...

o ana kadar sallamadığını adamı neden birden size yz vermeyince sallarsınız;
çünkü özgüveninizi sarsar.
kadınların neden kendilerinden büyük adamlara karsı zaafı vardır;
çünkü bilgileri, deneyimleri karşısında özgüven sıkıntısı yaşarlar.
güç neden kadınları cezbeder;
çünkü o gücün karşısında özgüveninin azalma ihtimali aşka işaret eder.
çünkü minicik ortaokullu kızlarken, hatırlayın, bizden büyük çocuklara aşık olduğumuzda
o pısırık halimizin aşk olduğu söylendi bize...
aşk=tedirginlik
aşk=güvensizlik
gibi algıladık, öyle içselleştirdik...

kendime bakıyorum, etrafıma bakıyorum, yaşadıklarım, yaşadıkları, gözlemlediklerim...
hep aynı kapıya çıkıyor
adamları eziyorsanız hanımlar_kafanızın içinizde ya da dilinizin ucunda farketmez_
ı ıh o aşk olmuyor işte, tutmuyor...

03 Ocak 2010 Pazar

mavi kuş

nasıl kolay bi insanım aslında
nasıl bi kolay sevebilme kapasitem var her detayı
nasıl kolay kandırılabilirim aslında bi farkedilse bu zaafım,

nasıl sacma
nasıl korkutucu...


ortacgil demiş ki bi de;

mavi kuş her daim sarhoş
biraz da bize kızmış, onun için hiç yüz vermiyor
oysa güzel şarkıları vardı
yıldızlara ve denizlere
ama söylemiyor ki bizlere, susuyor
suç işlemiş eller gibi
perondaki boş trenler gibi
ucu görülmeyen tüneller gibi
gel hiç üzülme
salına salına uç
ben gelemem ama sen git biraz dolaş

01 Ocak 2010 Cuma

2010'a girerken

2010'a girerken ben

kendi kurdugum ailemleydim.

"sana bişey olduğunda sahiden canım acıyor" diyebilenlerle,
ne yaparsam yapayım yaptığım şeyle değil benim nasıl olduğumla ilgilenenlerle
her bir parçamın bir parçasıyla örtüşebildiği insanlarla,
aşkı da işi de hayatı da en rahat konuşabildiklerimle...

insanın en hızlı büyüdüğü zamanlar fiziksel olarak belki 0-6 aylık olduğu dönem
ama bence ruhsal olarak 19-24 yaş arası=)

ben asıl onlarla birlikte büyüdüm, birlikte büyüdük...
gözlükleri attık, saçlardaki sarılardan kurtulduk, yetişkinler dünyasına birlikte adım attık...

birlikte çok daha güzel yıllar geçirelim diye diledik dün, öyle olacak, en azından inanıyorum...

ha bir de boşverelim "victoria's secret" meleklerini onların işi vücutları, bizim daha mühim işlerimiz var;)